Üyelik gerektirmeyen ücretsiz konu anlatım ve online testler ve daha fazlası

Metin türleri konu anlatımı videosu ve konu özeti

Bu videolu konu anlatım dersimizde 8. Sınıf Türkçe Dersinden Metin Türleri Konu Anlatımı videosunu izleyebilir ve konu özetiniz okuyabilirsiniz.

Metin Türleri Konu Anlatımı videosu

Metin Türleri Konu Özeti
Yazı türü: Yazının biçim ve içerik özeliklerine yazı türü denir.

1.MASAL
Olağanüstü kişilerin başından gecen olaylarla süslü, Zaman ve yer kavramları belirli olmayan tamamen hayali olayların anlatıldığı yazılara masal denir.
A: Döşeme bölümü: Tekerlemelerle dinleyicinin masala hazırladığı bölümdür.
B: Olay Bölümü: Asıl olayın anlatıldığı bölümdür.
Masalarda eğiticilik vardır bu yönüyle didaktiktir.

2. HİKAYE (ÖYKÜ)
Yaşanmış ve yaşanabilecek beli bir plan çerçevesi yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikaye (öykü) denir.
Olaylarla ilgili yer ve zaman belidir.
Kısa soluklu eserlerdir.
Fiil cümleleri vardır.

3.ROMAN
Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak , ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir.
Geniş bir zaman dilimini anlatır.
Karakter sayısı fazladır.

HİKAYE VE ROMAN ARASINDAKİ FARKLAR
Hikaye türü romandan daha kısadır.
Hikayede temel öğe olaydır.
Roman da ise temel öge karakter yani kişidir.
Hikayede tek olay , romanda birbirine bağlı birden fazla olay vardır.

4.DENEME
Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde özel görüş ve düşüncelerini iddiasız ispatlama amacı gütmeksizin kesin kurallara varmadan kendi kendine konuşur gibi anlatıgı yazılara deneme deneme denir.
Yazar kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatım kullanır.

5.SÖYLEŞİ (SOHBET)
Yazarın gündelik olaylarla düşündüklerini okuyucu ile karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi samimi bir hava hava içinde yazdığı yazılara sohbet denir.
Gazete ve dergi yazılarıdır.
Yazarın kişisel özelikleri ağırdadır.
Yazarın öğretme ve kanıtlama amacı yoktur.

6.MAKALE
Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan ispatlamaya dayalı yazılara makale denir.
Gazete ve dergi yazısıdır.
İnceleme ve araştırmaya dayanır.
Makalenin temel ögesi fikirdir.

Konu detaylı anlatımı;

Bu dersi̇ni̇z de yazı türleri, metin türlerinin işleyeceğiz, metin türleri, yazı türleri deyince aklımıza hikaye, roman, masal, bu söyleşi, deneme, anı, fıkra gibi türler aklımıza geliyor. Bize TEOG da buna benzer, giremezse bir parça veriyor diyor. Bu partinin diyor türü aşağıdakilerden hangisidir? Şeklinde sorular soruyor.

O yüzden burada türün nasıl oluştuğunu, ne olduğunu, bu türlerin nereye, neye göre, nasıl ayrıldığını şöyle kısaca bi inceleyelim. Liseliler Kayser.

Yazı türlerini biz yazı yazarız, duygu, düşünce, hayal, sözlü veya yazılı olarak etkileyici bir biçimde kurgulayan Naber anlatmaya çalışıyoruz. İşte bu anlatma işini işte bu anlatmayın edebiyat diyoruz. Bu yazılı anlatım da yazının biçim ve içerik özellikleri neyse o yazının biçimi, içerik özeliklerini de o yazının türü türü deniyor. En çok yazar makalede bir yazı türü. Hikayeyi bir yazdır. Ama ikisi arasında çok büyük fark işte bu farka biz o yazının türü diye. Çünkü içerik olarak anlattıkları biçimi birbirinden farklı olduğu için birbirinden ayrılıyor. Sevgili arkadaşlar.

Masaldan başlayalım. Masallar, sevgiler, kreşlerde aktördü. Gerçek bilinen tam bir zamanı yok.

Nasıl başlıyor zaten? Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer TL iken, pireler berber iken diye başlıyor.

Tam net olarak bir zamanı yok. Masallarda cinler var, periler var işte. Oradan atlıyor, buradan kaçıyor. Deydim. Lambadan cin çıkıyor.

Uçan halılara biniyorlar, gidiyorlar. Gerçek hayatta olmayacak, gerçek hayat olmayacak şeylerden bahseder. Yani olağanüstü kişiler var. Olağanüstü olaylar var ve bunlar hayatı ne oluyor biraz süslüyor. Gerçek bir zaman yok. Gerçek bir yerdir.

Hatta masallara ediyorsam Kaf Dağı’nın ardından Zümrüdü Anka kuşunun bulmaya gitti. Kaf Dağı diye bir yer yok. Zümrüdüanka bir kuş yok, sadece masalla geçiyor. Ne yapıyor? Gerçek bir yer. Gerçek bir zaman, gerçek bir yani. Günlük hayatımızda karşılaşacağımız gerçek bir olay yok.

Hep olağan sülükler demezse ve Mas’ın nalları masala neyle başlar? Bir tekerleme ile başlıyoruz. Tekerleme ile başlar.

Bir varmış bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş deyip başlayalım. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellere kendileri pireler berber iken ben anamın beşiyle Görüm’ün sallarken annem de IŞİD’de babam düştü beşikten diye.

Böyle bir bölüm oluşturuyor. İşte bu da masalın bölümlerden biri.

Şimdi işte biz masalın 3 bölümde inceliyoruz. 3 tane bölüm var mesela. Birisi döşeme bölümü. Az önce söylediğim tekerleme nin yer aldığı bölümdür. Tekerleme ne işe yarıyor? Tekerleme şu işe yarıyor dinleyiciyi, dinleyiciyi masada hazırlıyor.

Sonra olay bölüm yani asıl olayın anlatıldığı masalı en uzun bölümdür.

Burası sanki bir hikaye gibidir ve hikaye gibi olduğu için sevgiler. Her olay bölümünü de sergim büyük ve çözüp bölümleri mutlaka bulunuуor.

İşte yapıyo kahramanımız.

Bir olayı yaşamaya başlamışsa kahramanı tanıtıyor. Sonra olaylar birbiri içine geçiyor. Düğüm bölümünden sonra okuyucuyu kafası sorular oluşuyor. Bu bölümde soru sorular yavaş yavaş çözülüyor.

Biz ona çözüm bölümü diyoruz. Sonra da gelelim sonuç bölümüne. Sonuç bölümünde de arkadaşlar. Gökten üç tane elmanın düştüğü verip masallarıyla bitiyor ve gökten üç elma düşmüş. İşte veya ne diyor? Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevit diye bitirdikleri bölüm ise sonuç bölümü. Yani üç elma bölümüdür. Seküler gençler. Kahramanların olağanüstü özellikleri var. Devler var, cinler var, periler var, hayvanlar konuşuyor. Değil mi? Ama masallar asıl önemli yer. Eğitici olması, eğitimcilik, öğreticilik yönü vardır. Yani bu yönüyle de didaktik, didaktik tekmeye da. Yani öğretmeye dayalı bir metindir.

Burada masallarda her zaman iyiler, kötüler, savaş aletidir. Peki kim kazanır? Her zaman iyiler. Kızım masallarda her zaman iyiler kazanır, iyiler kazanır. Onlar ödüllendireceğiz. Kötüleri de cezalandırır.

Buradan da insanlara bir ders vermeye çalışırız.

Masallar Arkadaşlar evrensel konularda evrensel mesajlar içerir. İyilik, doğruluk, adalet, sevgi, saygı gibi bu tür evrensel kavramları masallarda izleriz.

Zaten bir metin peri masalı ehveni anlayabiliriz. Değmiyor. Bir kerede kelime bölüm var. Bir kere günlük hayatta olmayacak olağanüstü özellikler var. Bu yönleriyle sevgilerle şey masalı olduğunu hemen çıkarabiliriz.

Bir diğer türü ise hikaye. Yani böyük.

Arkadaşlar hikaye kitapları, romanlar okuyorsunuz, işte buralarda gördüğümüz şey aslında hikaye dir.

Biz hikayeyi anlatırken, tanımlarken diyoruz ki yaşanmış ya da yaşanması muhtemel yani yaşanabilecek olayları belli bir plan çerçevesinde olay, yer, zaman ve kahramanlardır belirtirim anlatan yazı türüne hikayemizin. Hekim mutlaka varmış. Bir olay var, olayın geçtiği yer var, olayın geçtiği zaman var. Olayı yaşayan kahramanlarımız da var hikayede fakat.

Şimdi burada hikaye romana göre birazcık daha kısa. Ne anlamda kısa? Sevgili arkadaşlar, hikayede bir olay vardır. Hikayede kahraman sayısı sınırlıdır. Azdır. Hikayede yer kısıtlıdır. Hikayede zaman kısa bir dönemi kapsar. Ama romanda asıl biz roman için ne deriz? Hikayenin abyss, hikayenin büyük.

Yine hikayelerde de serim, düğüm ve çözüm bölümleri oluşur.

Diğer yazılar biz buna giriş, gelişme, sonuç bölümleri, hikayelerde ve romanlarda serim, düğüm ve çözüm bölümleri de yakalandınız. Yani serim bölümünde olayın ne olduğu, kahramanların kimler olduğu.

Yer ve zaman hakkında kısaca bir tanıtımının yapıldığı bölüme Biz senin bölüm bölümlerimiz. Büyük bölümü, düğüm bölümü yediğimiz yer. Olayın başladığı yerdir. Olayın kolay artık. Düğüm ne başlar? Ne demek? Tüm olaylar birbirine girer çıkmaz hale alır. Okuyucunun kafasında şimdi ne olacak? Sorusunun yer aldığı, heyecanın yükseldiği, merakın arttığı bölü düğüm bölümdür. İşte bu bölümde, bu bölümde en çarpıcı, en önemli yer sanki burasıdır.

Daha sonra çözüm bölümüne geçildi. Artık sonuç gibide diğer günlere göre sanki sonuca gidiyoruz. Benim büyüm bölümde okuyucunun kafasında oluşan soruların çözülmeye başladı. Bir cevap buldu. Şimdi ne olacak sorusunun cevabının yer aldığı bölüm.

Çözüm büyüktür. Olay artık çözülmüştür. 1 sona bağlanmıştır ve bitirilmiştir.

Hikayeler kısa soluklu olur ve hikayelerde arkadaşlar fiil cümleleri anlatım biçimlerine de hatırlayalım.

Hikayeyi anlatımda, öyküde, iyice anlatımda ne vardı demiştik. Fişlemelerin hikayeler iyileşmeleri ağırlıktadır. Betimlemeleri de tabi ki yer verilmiştir.

Olay ariyor. Başlangıçtan sona doğru giden bir anlık parçayı bize anlatır.

Hayatın içinden bir kesit bize sunuyor. Hikaye.

Metin verildiğinde zaten hikaye hemen çıkarabiliriz.

Romanla da toplumların fertlerinin başından geçmiş ya da geçmesi mümkün. Hikaye tarıma benziyor. Olayların ayrıntılarıyla bakın. Farklılar. Kayden farklılaşarak ayrıntılara yer veriyoruz. Aylıklar yer veren türdür. Bir romanda daha geniş bir zaman var.

Olayın başlangıç ve bitiş yarısı daha geniş bir zaman vardır. İşte hikayede bir saatlik bir bölüm anlatırken burada yüzyıllar boyu tanıtabilir.

Olayla ilgili yer ve zaman bellidir, yer var, zaman var. Hikayeye göre çok daha uzundur ve karekter.

Yani kahraman sayısı daha fazladır, daha fazladır, içiçe geçmiş olaylar vardır.

Hikayede bir olay varken romanda iç içe geçmiş birçok olay, birbirinden bağımsız birçok olay işlenebilir. Roman türü için.

Senin Kayser 2 ay ile roman arasındaki farklar eridi. Hikaye romanı daha göre daha kısadır. Hikaye et döner olaylardır.

Olay anlatır. Romanda olayın üstünde değil. Romanda karakterler üzerine daha fazla bir yüklenme yok. Romanda karakter üzerine kurulup daha fazladır. Hikayeler olay üzerine kurulu, romanlar kişiler üzerine kurulur. Hikayede tek olay, romanda birbirine bağlayan birbirinden bağımsız birden çok olay yer alır. Hikayede kahramanların tanıtımında ayrıntılara yer verilmez. Fakat romanlarda daha detaylı bir anlatım vardır.

Seyitler eser mesela. Suç ve Cezada, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza arasında bir bahçeden girer. Artık üç sayfada bahçede girmesini beklersiniz.

Betimler, anlatır, ne yapar anlatır. Kişinin hem fiziki özelliklerini hem ruhsal portresini hepsini vücuda verebilir. Romanlarda bunları uzun uzun anlatabilir. Ama hikayelerde daha dar kapsamlıdır.

Öykü de hikayede olayın geçtiği yer sınırla. Dolaşsa ayrıntıları kapatılmaz zamanlarda olaylar çok olduğu için olay geçtiği çevreden daha geniş bir çevre dirsekler özdeştir.

Hikayeler kısa olduğu için anlatımı daha yalın, daha sade, daha anlaşılır bir dil kullanılır. Würzburg daha kısadır. Kabanlar ise.

Romanlarda yazar, sanat yapabilirseniz daha böyle sanatta daha ağır bir anlatım kullanabilir. İkisi arasında farklar bunlar tabii. İkisi arasındaki farklar neler dediğini söylemek bize ne edilir? Bir parça verir. Der ki bu parçanın türü aşağıdakilerden hangisi değildir? Bir olayı anlatıyor. Kahramanlar var, karakterler var, olay var, yer var, zaman var. İşte biz bunları okurken gördüğümüze diyeceğiz ki bu bir hikayedir, uzamsal diyebiliriz.

Sergilerken eser bir diğer tiyatromuz denemem. Fark nerede, ne yapıyor biliyor musunuz? Bir konu hakkında yazar. Kendi görüşlerini, kendi görüşlerini.

Hiçbir ispat amacı gütmeden sana bir şey kanıtlamak zorunda değilim. Ben böyle düşünüyorum.

Kendi görüşlerini yazıyor ve sevgili arkadaşlar yazarken kendi kendisiyle konuşuyormuş edasıyla kendi kendine konuşur muş gibi yazar.

Herhangi bir iddia ortaya atıp bunu ispatlama amacına gitmez.

Kendi kendine konuşur gibi anlatır. Kendi özel görüşlerini, düşüncelerini anlatır. Ben habere konu sınırlaması yoktur.

Sevgi, dostluk, mutluluk.

Aklınıza gelebilecek günlük hayatta vs. Her şeyle ilgili kardeslik bir eser.

Her şeyle ilgili deneme yazılabilir. Yazarken görüşlerini burada ortaya koyar ve ispatlaması gitmez. Kendi kendine konuşur gibi hava incelersek. Orada deneme vardır.

Bir şeyleri ispatlama amacı da yok dedik. Kendisiyle konuşuyor ama anlatılanlara kesin bir sonuca bağlamaz. Ben böyle düşünüyorum. Farklı düşünebiliriz. Sonuçta mutlaka şöyle olacaktır diyemeyiz. Ama mutlaka bir ana fikri vardır. Çünkü yazmasın bir amacı var. Sana bir düşüncesini ifade etmeye, anlatmaya, ona aşılamaya çalışıyor. Dolayısıyla mutlaka bir ana fikri vardır. Fakat bu ana fikri ispatlamak gibi bir kaygısı da yoktur. Denemede işsizlik, kendini özgürlük vardır.

Dünya edebiyatını deneme deyince kim gelir monteli gelir akla.

Türk edebiyatında Nurullah Ataç en önemli temsilcilerden der.

Sevgili gençler aynaya bakalım ki.

Gönlümüzün güzeli sevgi ise beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğidir, dileğimizdir. O yitimi her an her dakika kullanmalıyız. Unutmayalım ki düşünen insan, özgür insan. Kişi düşüne biliyorsa pek çok sorununu çözecek pek çok şeyi bilecektir. Onun için bir kararırken annenizin, babanızın çevrenizdeki beri̇ görürseniz alın ama o görüşler de sorgulayın. Sonra da oturup kararınızı kendiniz alın. Bu durumda eziyetler de üçlükler de size aittir artık.

Karar alırken sorumluluk almayı da bilin. İşte bu. Büyümek ve Orkun’un açmaktır. Aynı zamanda özgür olma yolunda atılan ilk adımdır. Bu anlayış bize bir konu hakkında, konu hakkında kendi kişisel görüşlerini kendi kendine konuşuyormuş gibi vermiş değil mi?

Görüşünü, görüşünü sanki kendisi konuşuyormuş. Bir konuşma havasında, bir konuşma havasında vermiş. Bir şey ispatlamaya da çalışmamış.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.